SAYIN BAŞKAN, SAYIN MERKEZ HEYETİ ÜYELERİ, SAYIN ECZACI ODASI BAŞKANLARI VE YÖNETİM KURULU ÜYELERİ, SEVGİLİ ECZACILAR,
Zonguldak Eczacı Odası üyeleri, Yönetim Kurulu ve şahsım adına hepinizi sevgi ve saygı ile selamlıyor, bizleri ülkemizin bu eşsiz yöresinde ağırlayan Şanlıurfa Eczacı Odası Başkan ve Yönetim Kurulu ve üyelerine misafirperverlikleri için teşekkür ediyorum. Ben bir teşekkür de çok değerli Şanlıurfa halkına etmek istiyorum. 13500 yıllık bu tarihi kenti, bu peygamberler kentini, tarihi dokusunu bozmadan korudukları, gelecek nesillere bırakabilmek adına çaba sarf ettikleri için…
36.Dönem Merkez Heyetinin ikinci Bölgeler arası toplantısının, avuçlarımızdan göz göre göre kayıp giden mesleğimize, yeni açılımlar getirmesi umuduyla başarılar diliyorum.
Değerli Meslektaşlarım,
Bundan kısa bir süre önce meslek adına genellikle karşı saflarda olduğum bir eczacı meslektaşımla yaptığım bir sohbet de o arkadaşım bana şunları söyledi; “Siz her zaman tüm eczacıların altına imza atacağı gerçekleri dile getiriyorsunuz, ancak o yazıların altında Sema Karagülle adı var ya....!!!” dedi ve cümleyi tamamlamadı. Eğer cümleyi tamamlasaydı, “Siz muhalifsiniz. Bu örgüt de muhalifleri doğru söyleseler bile dinlemezler” diyecekti. Zonguldak Eczacı Odasının Başkanı olarak ben, her zaman mesleğim adına doğru bildiğimi, gördüğüm eksikleri, kimseden korkmadan, kimseye hoş görünmeye çalışmadan, kimseyi de kırmadan söylemeye çalıştım. Ancak, her toplumda olduğu gibi bizim eczacı camiasında da doğru söyleyeni pek sevmezler, o zaten hep muhaliftir diyerek sözlerini dikkate almazlar. Ancak ben şimdi görüyorum ki , şimdiye kadar konuşan tüm Başkanlar nihayet doğruyu görmüşler. Bizim yıllardır söylediğimiz gerçeklerin farkına varmışlar.
Sayın Başkan da açılış konuşmasında çok karamsar ancak maalesef gerçek bir tablo çizerek eczacının, mesleğin sorunlarını dile getirdi. Ben sayın Başkan'dan bu konuşmanın sonunda Merkez Heyetinin hazırladığı eylem planını da sunmasını beklerdim. Bizler de bu toplantıda bu eylem planı üzerinde görüş bildirmeliydik.
Gerçekten önümüzde çok ciddi sorunlar var. Eczacıyı içinde bulunduğu bu bataktan çıkarmanın yollarını aramalıyız. Meslek hakkı, her ne kadar Rekabet Kurulu karşı çıksa da tüm reçetelerin dağıtımı, stok affı üzerinde ciddi çalışmalar yapmalıyız. Özellikle eczacı-eczacı ortaklığının arkasındaki gizli emeller, mesleğin bittiği nokta.. Mesleğimiz adına tarihi kararların alınması gereken bir toplantıda bulunuyoruz.
Sayın Başkan, bölgelerinize gidin tek tek her eczacıyla görüşün anlatın diyor. Siz, gerçekten de bizim söylediklerimizi dinlemiyorsunuz!... Ben her toplantıda eczacının dayanacak gücünün kalmadığını, eylem zamanının çoktan geldiğini söylemiyor muyum.? Ben bunları kendim uydurmuyorum. Tabanımdan, eczacımdan aldığımı sizlere yansıtıyorum. Ama siz hala eczacıyla konuşun diyorsunuz. Buna oyalama derler, buna boşa vakit geçirme derler. Bizim artık oyalanacak vaktimiz kalmadı. Ben, ancak bundan sonra burada hazırlanacak bir eylem planını eczacımla konuşurum, başka bir şeyi değil.
Değerli Meslektaşlarım,
SSK eczanelerinin kapatılmasının gündeme geldiği günden beri, bölgesinde en çok SSK lı nüfusu barındıran ve periferinde de SSK reçetelerinin serbest eczanelerden karşılandığı bir bölgenin Başkanı olarak, söylediğim tek bir şey vardı...., ancak örgüt yöneticileri tarafından hiç dikkate alınmadı...
Gerekli önlemler alınmadan, altını tekrar çiziyorum, GEREKLİ ÖNLEMLER ALINMADAN SSK eczanelerinin kapatılarak SSK reçetelerinin serbest eczanelerden karşılanması mesleğin sonunu getirir demiştim.
Bunu söylememin bir çok nedeni vardı.
Bunlardan birincisi;
*SSK yöneticilerinin o katı, kırılamaz, mantığı idi,
Bir diğeri;
*SSK nın o güne kadar firmalardan yüksek ıskontolarla ilaç alıyor olması idi,
Bir diğeri;
*Eczacıya firmaya ödediği ilaç bedelinden fazlasını ödemek istemeyeceği gerçeği idi,
Ve en önemlisi;
Bugün eczacı-eczacı ortaklığının gündeme gelmesinin nedeni olan,
*Büyüyen pastanın meslek dışındaki kişilerin iştahını kabartacağı idi...
Ve sonuçta da tüm bu faktörlerin bir araya gelmesi mesleğin sonunu getirir demiştim, 2004 yılında.
Şubat 2005 den Kasım 2008 e 3 yıl 10 ay olmuş SSK lar dışarı çıkalı…
3 yıl 10 ay sonra geldiğimiz noktayı görüyorsunuz...
Başka bir şey söylemeye gerek var mı...?
Değerli Meslektaşlarım,
2004 yılı sonunda yürürlüğe giren İlaç Fiyat Kararnamesi ile başlayan yok olma sürecimiz, 2008 SUT ile de resmileşti...
2008 SUT da eczacının adı yok artık, bizler sadece sağlık hizmet sunucusuyuz...
Tıpkı Optikciler gibi, tıpkı tıbbi malzemeciler gibi, tıpkı kaplıcalar gibi...
Örgütümüzün ise adı dahi geçmiyor, 2008 SUT da....
Bunlar yetkililere hatırlatıldığında, önemli olmadığını, ard niyet olmadığını, unutulduğunu, düzeltileceğini söylüyorlar.
İnanıyor musunuz..... 3 yıl 10 ay sonra hala inanıyor musunuz....!!??
Eylem amaç değil araç olmalı demiş sayın Başkan teb.org.tr deki köşesinde. Çok doğru eylem mesleğimizin bu noktaya getirilmemesi için bir araç olabilirdi ama tabii yerinde ve zamanında kullanılabilseydi. Bazen sonuca ulaşmak zaman alır, sabırlı olmak gerekir demiş sayın Başkan , bazen de aniden ayağa kalkmak... Sabırlı olmanın da bir zaman ölçüsü olmalı bana göre, çünkü sabrın tükendiği ayağa kalkmanın gerektiği zaman da ayağa kalkacak meslektaşımız kalmayabilir....
Bu gün burada kürsüye çıkan ve çıkacak oda yöneticilerimiz sorunlarımızdan bahsediyorlar, bahsedecekler, çözüm önerileri getirecekler. Ben bunları tekrar etmeyeceğim. Hepsine katılıyorum. Sadece söyleyeceğim tek şey var. Sorunlarımızın çözümü için sabredecek zamanımız kalmadı.
Mesleğimiz elimizden kayıyor…
Artık batıyoruz, artık bitiyoruz, artık yok oluyoruz....
Yapılacak tek bir şey var... Eczacının varlığını hissettirecek acil ve etkili bir eylem planı hazırlayıp, hemen uygulamaya geçmek. İstanbul Eczacı Odasının eylem planını destekliyorum , hatta bu plana Konya Oda Başkanı'nın teklifi de eklenebilir. Bu eylem planının uygulama sürecin de vitrinlerimizi de karartabiliriz. Buradan çıkmadan , bu toplantı da bu eylem planını hayata geçirecek Merkez Heyetinin de içinde olduğu 5-6 kişilik bir komite kurulmalı diye düşünüyorum.
Artık Merkez Heyetimiz sabır sabır diyerek eczacıyı “eylememeli”, oyalamamalı. Bu günümüz ve yarınımız adına, arkasındaki 24 bin eczacının gücünü ilgililere göstermelidirler.
Bir önceki Bölgeler arası Toplantıda 2008 protokol sürecini konuştuk, bu toplantıda 2008 SUT ve 6197 yasa taslağımızı, taslağımıza konulmak istenen eczacı-eczacı ortaklığını konuşuyoruz. Umarım bir sonraki Bölgeler Arası Toplantı da üzerinde konuşulacak sadece bize ait bir mesleğimiz kalır.
Sevgiyle kalın, umutlarınız hiç sönmesin...
Ecz.Sema KARAGÜLLE
29 Kasım 2008/Şanlıurfa